28.11.2009

biraz kendime ara verip başkalarıyla ilgileniyorum...
sessiz düşünücem.

25.11.2009

bugün nötr bi gün... ne yukarda ne aşağıda, ortada bi yerdeyim... belki de merdivenin kaçıncı basamağında olduğuma bakmaya vaktim olmadığı için öyle gelmiştir...

23.11.2009

belki de hayatta uğradığımız bütün güçlükler aklımıza gelen ilk fikirden vazgeçemememizden kaynaklanıyor

ne kadar uzakta olman gerekiyor kendinden kaçabilmek için?
yetersizliğimi bir defa daha yoğunca hissettim.kendi kendine yetmeden başkasına yetemezsin diyor birisi içimden. başkasını göremezsin kendini görmeden.

kendine baktığında gördüğün herşeyi sevmezsin ve vazgeçersin bakmaktan.kendine bakar gibi mi bakmalı insan başkasına da? birinin peşinden ne kadar koşarsan o kadar yalnız kalırsın... ya kendi peşinden koşarsan?

zamanla yarışmak mümkün değildir, herkes bilir..de kendinle yarışmak mümkün müdür? sürekli kendinden kaçan bir kendin varsa, ne zaman yakalarsın onu?

benim hakikaten
canım sıkıldı kendimden.


19.11.2009

dediğim gibi
daha doğrusu Attila İlhan'ın dediği gibi:

"yanıldığımız herşeyi birden istemekti
isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti
devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu

tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
sararmiş yaprakların usulca savrulduğu
köprüler yıkıldı artık kendimleyim
parmak uçlarında ölümün soğukluğu"

17.11.2009

yağmur yağdı bugün. bir şey olsun istedim. bir anda beklemediğim güzel bişey olsun.

yıldız tozları, parıltılı kıpırtılar.... bekledim alıştığım gibi. olmadı. ama bi dakka, daha gün bitmedi!
pırıltısız ve yıldızsız, hatta bi de akılsız bişeyler karalayayım dedim.


Dalgasız deniz olmaz, denizsiz dalga

evvel zaman içinde
kalbur saman içinde
keçiler berber iken
develer tellal iken
horozlar imam iken
ben dedemin beşiğini
tıngır mıngır sallar iken

bir deniz varmış karalar içinde
bir dalga, kumsallar peşinde
deniz dalganın siperinde
dalga denizin düşünde
sürüklenip beraberce
yol almışlar öylece
iç içe ve peş peşe
az gitmişler, uz gitmişler
dere tepe düz gitmişler
bir gün hayatlarından bezmişler
dalga "git" demiş denize
karışma benim işime
sen başka uğraş bul kendine
kumsaldır benim istediğim
kuytu bir taş, suskun bir kum tanesi
dinleniceğim bir huzur köşesi
fırtınasız ve kuru
senden uzak ve duru


deniz gitmem demiş dalgaya
gidemem, anlasana
dalgasın sen ama
bensiz yoksun aslında
kumsallar istersin bilirim
huzurlu, kumlu ve kuru
,
,
,
, arkası başka bir sıkılma an'ına

16.11.2009

aşk*ı tasvir etmeye çalışıyorum ama her yorumum bu duyguyu yoksullaştırıyor.


aşkaşkaşakşakşakaşakaşakşakaşkaşakaşka
aşakaşakaşakaşakaşakaşakaşakaşakaşakaş

ne bu şimdi?
aşk mı şaka mı?

15.11.2009

selfless in Türkçe'ye çevirisi özverili imiş... hayda...

14.11.2009

pendulum...
bir o yana. bir bu yana
hep aynı noktadan bir diğerine hareket halinde
git gel git

13.11.2009

"insanın kendisiyle olan ilişkisi de dahil olmak üzere*her ilişki için bir ötekine ihtiyaç vardır..." -bu blog şu an(8:42pm Buenos Aires'te) benim 'öteki'm.

beklerken yazayım dedim...

sıkıldığım hayır sinirlendiğim... hayır hayır çaresizce isyan ettiğim, içinden çıkamadan altında ezildiğim... nedenini merak edercesine değil sonucunu değiştirme ümidiyle defalarca sorduğum... yine mi olmadı?hayır tam olmadı...

bekle ya da kabullen
alış ya da değiştir

bir türlü tatmin olmayan beklentilerimden ve beni soktukları döngüden usandım.

  • beklenti (ve beraberinde gelen varsayımlar)
  • beklenti olgusunun sonuçsuzluğunu kavramak
  • vazgeçmeye çalışmak; ya da herşeyi/her kimseyi olduğunca kabullenmeyi denemek
  • yine başaramamak, ya da kendini başardığına inandırarak çuvala bir ağırlık daha atarak devam etmek
  • başaramadığını fark edip de beklentiden vazgeçemedikçe mutsuz olmak yahut beklentinin nesnesinden vaz geçerek döngünün başına dönmek
senden beklediklerini birisi sana söylediğinde ne yaptın?
beklediğin bende yok,olsa dükkan senin?
vermiycem işte, o benim!
bekle de gör?
ya ben? ya ben?

~beklenti varsa eksik olan bir beklenen vardır. Eksik olan, beklentiyi karşılaması beklenen karşıdaki değil; karşıdakinden beklediğini bekleyendir... oysa evvela karşımızdakini suçlar,sonra kendimize bakarız...

smdşiajnalkansp
sıkıldım. beklemekten de kendimden de
bari şu şarkıyı söyleyerek dışarı çıkayım
"bekledim de gelmedin
gözyaşımı silmedin
hiç mi beni sevmedin
sevdiğimi bilmedin"

~beklemek boşta olan insan meşgalesidir~

11.11.2009

korkunç bir düşünce geldi aklıma...

ya ben de, bir türlü başkalarının tümüyle göremediğini düşündüğüm ben değil de, aslında etrafımdakilerin gördüğü ama bir türlü beni ikna edemediği bensem?

ne gösterir ayna insana, yahut ne görmek için bakarız aynaya?

10.11.2009

bir uykudan uyanıp,daha mahmurluğa vakit kalmadan bir sonrakine dalıyorum sanki. ben uyurken insanlar, mekanlar, zamanlar değişiyor. Basit bir Hollywood filminden bir sahne canlanıyor gözümde: Sabit duran ben ve etrafımda sürekli hareket halinde bir dünya var sanki... kıskanç, hayran, hasetli bakışlardan ve tamamen anlamsız manasız sorulardan sıkıldım. Get your own life and leave mine alone! Yalnızca sıradan ya da sıkılgan ya da depresif ya da çirkin olamaz mıyım!

8.11.2009

ani ve keskin bir duygu doldu içime. insanın bir an'ını tasvir edebilmesinin zorluğunu hissettim... kendime bile ifade edemediğim çorba gibi hisler geçti uzuvlarımdan. hangi uzuv? hangi his?

6.11.2009

Bülent Somay * Bir Şeyler Eksik

hayatlarımızda sürekliliğini yitirmemiş tek duygu sanırım Bülent Somay'ın da bahsettiği eksiklik hissi...mükemmel bir iş, aile, sağlık, huzur mevcutken bile elimizin altında bulamadığımız, yokluğunun varlığını hissettiğimiz bir "şeyler kümesi". Eksikliği ifade edebilmek için yazıya dökmeye çalıştığımda ise tek fark ettiğim, yazdığım tasvirin bir eksiği anlatmak için çok fazla olduğu...