31.03.2010

yerleri sürekli süpürmeme rağmen her taraf sürekli toz.
bulaşıklar sürekli lavobaya doğuyorlar.
aklımdaki işler bittikçe yeni işler hep çıkıyor.
her gün uyanıyorum bir önceki günden daha yeni olacak diye, ama gün eskiyor. ya da ambalajdan çıkar çıkmaz eski kokuyor.
telefonlarımı açmadıkça çalmaya ısrarla ve artarak devam ediyorlar.
yapmak istediğimi söylediğim ve tasvir etmekten kaçındığım bir dolu ya da bir şey nerede onu bulamıyorum.
özenle sakladığım şeyleri hep kaybediyorum.
özenle saklandım ve sanırım kayboluyorum.

24.03.2010

aklına geleni yazmaca

Karşı şeritten gelen kamyon yoldan çıkıp benim arabama çarpsa ve filmlerdekine benzer yavaş çekimde yaşasam ölümümü diye geçirdi kız içinden. Ne dramatik bir son olur bunca boş bir yaşama… sonuna kadar izlenmediği zaman ilk 10dakikasında terk edilecek, ama sonuna dek izlendiğinde vasatın üstünde not verilebilecek bir film gibi...

---------

karşı demişken...

karşı binadan bana bakan cephenin komple cam olduğu bir daire ve içinde yaşayan sevgi dolu bir çift var. hayatımın bir parçası oldular sanırım ki bu gün kiralık yazısını camlarından dışarı sarkıttıklarında içim buruldu. Ne kadar anlamsız duygular doluşuyo içime...

20.03.2010

Zamanlar sonra burayı buldum.
Kaybetmiş miydim de buldum? Aradığımı mı buldum? Buldum da ne oldu?

Devinen dövünen bir benlik kalmış geriye benden. Parmağımı oynatmaya halim yok. Üşenmeden Türkçe karakterler kullandığıma şaşıyorum hatta. Söylemeye değer birşeyim olmadan yazdığıma bir de. (Bir şey ayrı mıydı onu bile unuttum). Bir süre evveline kadar hep anlatacak ya da uyduracak bir hikayem olduğunu düşünürdüm. Kelimeler kelimeleri kovalar ve cümleler sayfaları doldurur sanardım. Şimdi boş kağıt karşısında şaşkınım. Zaman mı gerçekten yetmeyen, yoksa ben miyim bilemiyorum. Sorunun cevabından korkuyor, saklanıyorum.